|
|
askresimleri
Resmi Bütüymek İçin Üstüne Tıklayın...
November 24
Gel diye değil, Sev diye değil... Sadece Bil Diye.....!
HANİ AĞLAMIYORUM DEMİŞTİM YA!!!!!!!
GÖZLERİMDE Kİ YAŞLARA KANMA
YİNE AĞLAMIYORUM ASLINDA
SADECE
ÖZLEMİNE DAYANAMAYAN 
GÖZYAŞLARIM
KONUŞUYOR
seni ne cok sevdiğimi bir ben bir ALLAH bilir...
Seni Anlatmak
Hayatın saklı arzularına tutsak Büyük bir macera belki tehlikeli Sıcak tebessümün tüm şehri yakacak Bilmem içindeki buzu nasıl eritmeli
Her şey yerinde durur mu sandın İstemesen de akıp geçecek zaman Onca umut peşinde dolaştın Sırrını kaybetmemek bütün tasan
Gizliden meydan okur dünyaya Uçar gider hayallerin Ya bir dal bulacaksın konmaya Ya da kederle yeşerecek çiçeklerin
Seni anlatmak, Ah! Sana anlatmak İnceden inceye telaşlı ve yorgun Kelime meydanında çaresiz kalmak Oysa ne de güzel gülüyordun
Bir su misali duru ve berrak Ve bir çocuk gibi yalansızdır gözlerin Seni anlatmak, Ah! Sana anlatmak Kanatlanıp yerinden uçuşudur kalbin
CİNO Giden Mi Kalan Mı Yalnızdır....
Giden mi kalan mı yalnızdır
bilinmez demiştin,
gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında...
Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin.
Bense, hissettiğim halde görmezden geldim...
 Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim, sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere, bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe...
Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle...
İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde... diye yazmıştın...
O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin, gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu...
 Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum...
Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk...
Giden mi yalnızdır kalan mı?
Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim...
Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi saplanıyordu yüreğime...
Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk...
Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni görüyordum...
 Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu... Ama bilirsin, içimden gelen o seslere inanmayı sevmem ben...
O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim.
Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara...güvenmek istemem...
Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur...
İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine...
Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin.

Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre...
Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım...
Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam.
Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma...
Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin.
Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim...
Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye...
Yalnızım işte...bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında...
Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı.
Sensiz kalmak bana çok şey öğretti...

İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu...
Gidendir yalnız kalan sevdiğim...
Yalnız değilsin, biliyorum.
Yalnızım, görüyorsun...
İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken, senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum...
Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem...
Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum...
Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım.
Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez insanlarla birlikte olduğunun farkındayım.
Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla...
Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık, durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda...
Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim...
Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum...
Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan...
Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden...

Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden:
“Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde...korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle dolmak...yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli...iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte... içimdeki yerini zor fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın olacak... gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan... inan ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük... en büyük farkları; içimdeki... benim dünyamda herkes olması gereken yerde, hakkettiği gibi...
Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni... Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum...”

September 28
cino••.•´¯`•.•• hayat ••.•´¯`•.••cino
Hayat bir kavga cesaretlendiğin kadar....
 hayat bir umut düşleyebildiğin kadar....
 hayat bir acı dayanabildiğin kadar...
hayat bir kumar riske girdiğin kadar....
 hayat bir isyan.... direnebildiğin kadar....
 hayat bir türkü söyleyebildiğin kadar....
 hayat bir bilinç düşünebildiğin kadar...
 hayat bir rüya uyuyabildiğin kadar....
September 27
CİNO
HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…
September 26
cino
SENİ SEVİYORUM !

  Sadece kim oldugun degil, sen oldugun icin ve seninle beraberken kim oldugumu, benligimi anladigim icin.
   Sadece kendine yaptiklarin icin degil, bana kattigin güzellikler icin.
   İcimdeki özlemi, sakli kalmid ben'i yeryüzüne cikardigin ve sana ihtiyacim oldugu her an tüm duyarliliginla yani basimda oldugun icin.
   Elini kalbimin üzerinde hissettigim zaman, üzüntülerimi alip, onlarin yerine simdiye kadar hic kimsenin basaramadigi o sicakligi, o ictenlik isigini bana duyurmayi basardigin icin.
   Hayatimi kutsal bir sevgi tapinagina cevirdigin ve her günümü yasam senligine, unutulmayan siirlere dönüstürdügün icin.
   Cünkü, sen, simdiye kadar hic basaramadigim seyleri, kendimle dost ve barisik
olmayi ve hic bir zaman tadamadigim kadar mutlu olmami sağlıyorsun bütün bunları yalnizca sözlerinle, dokunusunla yada isaretle degil, kendin olmakla yapiyorsun
 
September 21
cino
Ayrılık Neymiş qie :S
Ayrılık; dönüşü olmayan nehir, Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir, Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,Gözyaşın kal diyor, Yıllar ise git! Bu roman da biter belki birazdan, Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan, Ağlıyor besteler yine hicâzdan, Şarkılar kal diyor, Yıllar ise git....
Nezaman sen gelsen aklıma, Acı bir tebessüm Gelip oturuyor dudaklarıma. Notası kırılmış melodilerin Buruk sesi geliyor kulaklarıma. Bir kuş düşüyor Daldaki yuvasından / çırpınarak Sıcak avuçlarıma. Nezaman seni düşünsem, Nezaman sen gelsen aklıma, Kaldıramayacağım bir ağırlık Çöküyor yapraklarıma. Umutlara taş basıyor yokluğun Kar düşüyor Henüz tomurcuk umutlarıma...
![klasiksevgi_ask[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pXvk0q2xafP17yP6Gfmu7oEbzODB_O3dQsrHyYGzJbWwEMSZX9qGkH-9zBjM63CoHgIrqeM0FzRI)     September 12
cimo 21
Bu sayfada  dakika  saniye misafirim oldunuz
January 22
cino/10/D
|
|
|
|